Gül Hastalığı
Genellikle 30-50 yaş arasında, bayanlarda daha sık görülen, kronik seyirli bir hastalıktır. Burun üzeri, yanak, çene, alın gibi bölgelerde ortaya çıkar. Muayenehanede başlangıçta kızarıklık ve pembelik görülürken, ilerleyen evrelerde telenjiektazi (kılcal damar belirginleşmesi), kalıcı eritem, papül, püstül ve nodüller, yüzün orta bölgesinde kalıcı ödem ortaya çıkabilir. Açık tenli insanlarda daha sık görülür.
Patogenezi halen net olmamakla birlikte hastalığın başlangıç ve ilerlemesinde genetik ve çevresel faktörler (sıcak, güneş, baharatlı yiyecekler, alkol tüketimi, stres, ağır egzersiz, soğuk hava, bazı cilt bakım ürünleri, ilaçlar, mikroorganizmalar, hormonal dengesizlikler) sorumlu tutulmaktadır.
Göz tutulumu rozaseanın sık görülen bir formudur. Rozasealı hastaların %25’inde görülür. Gözlerde yabancı cisim hissi, kızarıklık, kaşıntı, yanma, batma yapabilir. Bazen sadece göz şikayetleri ile hastalar hekime başvurur.
Gül Hastalığı Tedavisi
Tedavide ilk basamak tetikleyici faktörlerden uzak durmak ve deri bakımıdır. Deri uygun bir güneş koruyucu ile güneşten korunmalıdır. Hassas ciltlere özgü dermakozmetik nemlendirici, kapatıcı ve temizleyiciler kullanılmalıdır. Topikal veya sistemik antibiyotikler sivilce benzeri lezyonlarda oldukça başarılıdır. Daha dirençli ve şiddetli hastalıkta sistemik isotretinoin ve kortikosteroidler kullanılabilir. Kızarıklık ve telenjiektazilerin tedavisinde lazer ve ışık tedavileri yarar sağlar. Fimatöz değişikliklerin olduğu hastalarda cerrahi ve lazer cerrahisi gerekir. Göz tutulumu olduğunda mutlaka hasta göz doktoruna konsulte edilmelidir.




